• Servet Deniz

Dolapdere Bit Pazarı / Fotoğraf Hikayeleri

Dolapdere Bit Pazarı… İstanbul’un en meşhur “gayriresmi” pazarıdır. Tabii gayriresmi olması sebebiyle pazar günleri saat 05.00’te kurulur ve 08.00 demeden kalkardı. En azından eskiden öyleydi. Sonradan öğrendim ki, bir-iki senedir yoğun talep nedeniyle açılışı cumartesi 18.00’e almışlar. Tabii bendeki bilgi eski olduğu için pazarda soluğu sabah 06.00’da aldım. Güneşin doğmasına daha 1,5 saat vardı ve henüz gece sayılırdı. İlk gidişimdi. Neyle karşılaşacağımı bilmemenin tedirginliği ile Feylosof Sokağı’na girdim. Bir anda çok ilginç bir manzara ile karşılaştım. Sağda solda yığınla türlü türlü eşyalar vardı, bazıları yere serilmişti, bazıları tezgâhlarda düzensizce yığılmıştı. Bazı satıcılar tezgâhların üzerine uzanmış uyuyorlardı. Yer yer tenekeler içinde ateş yakılmıştı. Satıcıların neredeyse yarısının kadın olduğunu görünce çok şaşırdım. Hemen hemen her tezgâhtan bir müzik sesi geliyordu fakat sesler karışmıyordu. Demek burada “komşu hakkı” gözetiliyordu ve insanlar birbirlerini rahatsız etmemeye özen gösteriyorlardı. En yakın müzik, küçük, tüplü bir televizyondan geliyordu. Ses vardı ama görüntü yoktu. Bu durumda alet çalışıyor sınıfına giriyor muydu, kestiremedim. Az ileride, maksat ortamı anlamak adına, bir paltonun fiyatını sordum. Satıcı 40 lira dedi. Pazar edebinden nasibini almış her terbiyeli müşteri gibi ”Abi çok dedin. Sen bana olurunu söyle.” diye itiraz ettim. “Valla abla normal fiyatı 50 lira, siftah olsun diye 40 dedim, valla aşağısı kurtarmaz.” yanıtını alınca derin bir nefes aldım. Pazarın kalkmasına bir saat kala siftahtan söz eden bir satıcı ve menşei şaibeli bir malın fiyatı “kurtarmıyor” ise, garip saat ve görüntü dışında gayet normal bir pazarda olduğuma ikna oldum. Artık işime bakabilirdim. Boynumdaki fotoğraf makinelerini ortam ışığına göre ayarladım ve etrafta çekilmeye değer ne var ne yok incelemeye koyuldum.


Az ileride Koreli bir kadın dikkatimi çekti. İstanbul’un pek nezih sayılamayacak bir mahallesinde, herkesin kimlik ve parasını montun iç cebinde taşıdığı bir pazarda, gece sayılacak bir saatte bir Koreli kadın ne yapıyordu? Gezdiği her tezgâhta pazarcılarla uzun uzadıya sohbet etmesi ise ayrıca ilgimi çekti. Yaklaştım biraz ve “çaktırmadan" bir fotoğrafını çektim. Fotoğraf net mi değil mi diye incelerken kadının kolundaki çantayı fark ettim. Bezden bir heybe üzerinde Müslüm Baba’nın fotoğrafı vardı. Ağzında sigara olduğunu görünce daha da çok şaşırdım. Çünkü Kore kültüründe bir kadının sokakta sigara içmesi “kötü kadın” olarak algılanırdı ve hiçbir Koreli kadının asla yapmayacağı bir hareketti. Fotoğrafını çektiğimi ifşa etmeyecek mesafeden kadını takip etmeye başladım. Az ileride, tenekede yanan bir ateşin başında toplanmış bir grup erkeğin yanına gitti ve hararetli şekilde bir şeyler anlattı. Dayanamadım, yaklaştım. İnsan soyunun kötülüğünden dem vuruyordu. Anlattıklarından yine İstanbul’un Dolapdere kadar “nezih” bir semtinde oturduğu anlaşılıyordu. Bir komşusunun trajik bıçaklanma hikayesini Korelilere özgü şaşırtmalı vurguyla anlatıyordu. Yeteri kadar teselli aldıktan sonra tezgah tezgah dolaşmaya devam etti. Ne aradığını çok merak ettim. Bir sonraki durağında sorusunu duyacak kadar yakınına gelmiştim. Sohbetin ortasına ancak yetiştim. “Abi, aslında ben Ciguli kaseti arıyorum.” deyince artık şaşırmaktan vazgeçmem gerektiğine karar verdim. Burası Dolapdere Bit Pazarı’ydı…

Koreli kadını bıraktım ve başka ilginç manzaralara yöneldim. Yarım saat önce uyuduğu için fiyat soramadığım bir kadının yanına gittim. Nur yüzlü, güleç bir kadındı. Buraya kimler geliyor gidiyor diye sordum… "Oooo abla… Kimi ararsan var. Geçen bir belediye başkanı geldi. ‘Bu ne pislik.’ dedi, bizi hor gördü. Sonra birçok ünlü geliyor, buradan markalı kıyafet alıyor. Şimdi herkes öğrendi burayı, çok kalabalık oluyor burası. Eskiden sabah kurardık pazarı, şimdi bütün gece buradayız. Hele gece on birden sonra adım atacak yer kalmıyor.’ Çok samimi ve sempatikti. Tezgâhındaki tüm mallar markalıydı ve etiketiyle birlikte satılıyordu. Sigara sarmak için elimi cebime götürdüm fakat tütün cüzdanımı bulamadım! Dönmenin vakti gelmişti…




0 görüntüleme